Haber

Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında krizi

Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın hak ihlaline ilişkin kararına “uymama” kararı verdi. Atalay hakkındaki mahkûmiyet kararının sertleştiğini belirten Yargıtay, Atalay’ın milletvekili statüsünün düşürülmesi sürecinin başlatılması için kararı TBMM Başkanlığı’na gönderdi.

3’üncü Ceza Dairesi de, “Hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri” hakkında, Anayasa kararlarını ihlal ettikleri ve hukuka aykırı olarak sınırları aştıkları gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Onlara verilen yetkinin sınırları.

“Anayasa Mahkemesi istinaf mahkemesi değildir”

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 23 sayfalık kararında, Can Atalay’ın Gezi Parkı davasında aldığı 18 yıl hapis cezasının 28 Eylül’de onanmasının ardından hükümlü olduğu hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesinin istinaf mahkemesi olmadığı savunularak şu ifadelere yer verildi:

“Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular, Anayasa Mahkemesi’nin kendisi gibi yüksek mahkemeler olan Yargıtay ve Danıştay üzerinde ‘yüksek istinaf makamı’ olarak hiyerarşik bir üstünlüğü olduğu ve aralarında bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Anayasaya göre eşit olan yüksek yargı makamları oluşturulur.”
“Anayasanın hiçbir maddesi yorum farklılıkları ileri sürülerek uygulanamaz hale getirilemez” belirtilen kararda, ihlal kararlarının temel hak ve özgürlükler açısından belirlenen ihlal kararlarıyla uyumlu olması gerektiği savunuldu. Kararda, kararların sonucu etkilemeyeceği durumlarda hukuki değer bulunmadığı dikkate alınarak yeniden yargılamaya yer verilmemesi gerektiği belirtildi.

“Atalay’ın hatası Anayasa 14’e giriyor”

Kararda, Can Atalay hakkındaki ihlal kararında da gündeme gelen “Anayasa’nın 14. maddesinde yasama dokunulmazlığının istisnası olarak sayılan haller” başlığı görüşüldü. Kararda, Anayasa’nın “Temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılması yasaktır” başlığı altında düzenlenen 14. maddesinde hata tanımının bulunmadığı belirtilerek, “Bu maddenin içeriği” belirtildi. Soruşturma makamı ile ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından bu konudaki içtihatlar değerlendirilerek doldurulacaktır.”

Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararında yargının buna karar veremeyeceği ve bununla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.

“Anayasa Mahkemesi anayasal normu ortadan kaldıramaz”

Kararda, soruşturmanın seçimden önce başlatılması şartıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesinde yer alan durumların yasama dokunulmazlığı dışında tutulduğu ve buna karşı Yargıtay’ın Leyla İtimat ve Ömer Faruk Gergerlioğlu kararlarında yapılan değerlendirmelerin yer aldığı belirtildi. Anayasa Mahkemesi eleştirildi. Kararda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla mevcut Anayasa normunun uygulanmasını ortadan kaldıracak veya işlevsiz hale getirecek bir karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı savunuldu. Kararda şu görüşler ileri sürüldü:

“Anayasa yapıcının bilinçli bir tercih ürünü olarak 14. maddede anılan maddede öngörülen faaliyetlere ilişkin olarak bıraktığı boşluk, Anayasanın ayrılmaz bütünlüğüne dayanan demokratik ve laik Cumhuriyete yönelik tehdidin ağırlığıyla orantılı olacaktır. Ülkesi ve milletiyle birlikte Devlet ve insan hakları ile içtihatlarda süreklilik ve istikrar ilkeleri dikkate alınarak, “Geçerliliğin korunması için doldurulması ve yargı kararlarıyla belirlenmesi hukuk devletinin bir gereğidir.” ve ilgili Anayasa normunun işlevi.”

Fethullah Gülen ve Murat Karayılan örneği

Kararda, Gezi davasında Can Atalay’ın mahkum olduğu Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen “hükümeti devirmeye teşebbüs” hatasının “hükümete göre durumlar” kapsamında değerlendirileceği kaydedildi. Anayasanın 14’üncü maddesi”. Kararda şu değerlendirme yapıldı:

“Aksi takdirde, Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef alan birçok kanlı terör hareketine ortak olan ve listede yer alan mutlak terör hatalarından dolayı soruşturulmayan ve yargılanmayan Fethullah Gülen, Şerif Ali Tekalan, Recep Uzunallı, Adil Öksüz, Ekrem Dumanlı, Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan, Sabri Ok ve Ali Ekber Doğan ile bunlar gibi şüpheli veya sanıkların tutuklanmasının önünü açacak. Milletvekili olarak seçilebilmeleri, görev yemini edebilmeleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girebilmeleri için bu durumun doğru olduğunu ileri sürmek hukuken doğrudur. “Bunun açıklanabileceğini söylemek mümkün değildir.”

TBMM’ye “görevi azaltın” mesajı

Anayasanın 76. maddesinde sayılan milletvekilliğiyle bağdaşmayan hatalara dayanan mahkûmiyet kararının milletvekilliğini azaltacağı belirtilen kararda, “Milletvekili üyeliğinin düşürülmesine ilişkin işlemler devam ederken Daire Başkanlığımızca verilen kararın TBMM Başkanlığı’na ulaştığı tarihte derhal başlanmış olması gerekirken, Anayasa Mahkemesi’nin onay kararının Daire Başkanlığımızca verilmesinden yaklaşık 1 ay sonra, ihlalin “Anlaşıldığı üzere, Anayasanın açık hükmüne rağmen hükümlü Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi süreci TBMM tarafından bu süreçte tamamlanamadı.”


Yargıtay, Can Atalay’ın görev süresinin kaldırılması için TBMM’ye yazı gönderdi. Fotoğraf: ANKA

“Anayasa Mahkemesi hukuki yetkisini aştı”

Bireysel başvurunun yeni bir itiraz veya temyiz yolu olmadığı ve Anayasa Mahkemesinin “üst istinaf mercii” olmadığı belirtilen kararda, “İstinaf mahkemesi olan Dairemizin kararı, Yeniden yargılama kisvesi altında dosyanın esasına girilerek ve adeta bozularak hukuki dayanaktan yoksun, gereksiz ve hukuka aykırıdır.” Yetkisinin ötesinde anlamlar verdiği anlaşıldı.” Kararda, Anayasa’nın bu konuyu düzenleyen 84/2 maddesi açısından Anayasa Mahkemesine başvuru imkânı verilmediği, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuyu düzenlediği ileri sürüldü. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuyu inceleme yetkisi yoktu.

Başörtüsü yorumunu “ironi” olarak nitelendirdi

Anayasa Mahkemesi’ni “yargı aktivizmiyle” suçlayan Yargıtay, kararında şöyle devam etti:

“Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Şerafettin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararında Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla İtimat’ın önceki kararlarından farklı olarak Anayasa’nın 14’üncü maddesinin hangi kabahatleri kapsadığının tespitinin önemli olduğunu ifade etti. Milletvekilliği dokunulmazlığı konusunda anayasal ya da yasal düzenleme dışında yargısal yorum yapılmasının zor olacağını belirtirken, daha önce yargı kararı sonucu verdiği bir karara atıfta bulunmasını dikkat çekici bulduk ve ironi olarak değerlendirdik. Kamuoyunda üniversitelerde başörtüsü yasağı olarak bilinen ve bizim kabul etmediğimiz aktivizm.”

Anayasa Mahkemesi’ni sert bir şekilde eleştiren kararda, “Anayasal veya hukuki bir yetkisi olmamasına rağmen, herhangi bir organ tarafından denetlenmemenin rahatlığıyla, içtihat yoluyla anayasal yetkisini sürekli artırarak ve kötüye kullanarak, Yasama organı üzerinde vesayet rejimini benimsemiş olması, norm kontrol misyonunda da sıklıkla dile getirilmiştir.” “Bireysel başvurulara yetki verilmesiyle birlikte yüksek mahkemeler de dahil olmak üzere tüm yargıda yargı organı olduğu eleştirisi ortaya çıktı.”

Yargıtay: Anayasa Mahkemesi bizi tehdit etti

Hatta Can Atalay kararında Anayasa Mahkemesi’nin Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyelerini “taksir suçunu işlemeleri” halinde tehdit edecek kadar ileri gittiği ileri sürülerek şöyle devam edildi: “Bugüne kadar Birçok terör örgütünün veya üyelerinin hem sosyal medyayı hem de yazılı olarak kullandığını belirterek, “Görsel medya yoluyla veya ilk derece yargılamaları veya istinaf incelemesi sırasında gönderilen dilekçelerle sürekli tehdit edilen Odamız üyelerinin bu şekilde cezalandırılmaları esef verici ve anlamlı bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından da bu şekilde tehdit edildi.”

Kararda, Anayasa Mahkemesi’nin “yalnızca kanunları iptal ederek yasama organının alanına müdahale etmekle kalmayıp, bazen yasama organı olarak hareket ettiği ve yüksek mahkemeler üzerinde muhteşem bir temyiz mahkemesi olarak vesayet makamı gibi hareket ettiği” gerekçesiyle eleştirisi yapıldı. Anayasaya göre ast ve üst ilişkisi bulunmayanlar.”

Kararın son bölümü şu ifadelerle sona erdi:

“Anayasa Mahkemesi bu şekilde yargısal faaliyet yürüterek, ‘resmi olarak kontrol edemediği Anayasa kararlarını uygulanamaz hale getirerek, kanunda öngörülen tüm idari ve yargı yollarını tüketmeden bireysel başvuruları kabul ederek, soruşturmalara müdahale ederek Anayasa’ya aykırıdır’ ve kovuşturmaları imkansız hale getiriyor’.” Aldığı kararlarla görev ve yetkilerini Anayasa’dan ve kanunlardan üstün görerek Anayasa’yı uygulanamaz hale getirmiş, sorgulanmasına ve meşruiyetinin tartışılmasına yol açmıştır. Görevleri gereği Devletin zorlayıcı yetkisini ve Devletin kamu gücünü elinde bulunduran kişiler, Anayasada sahip oldukları kamu gücünü sürekli olarak kullanırlar. “Bunların aksi şekilde kullanılmasının Anayasa’ya aykırı fiilin işlenmesini kolaylaştıracağı açıktır.”

Anayasa Mahkemesi üyeleri nasıl yargılanıyor?

Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na hata ihbarında bulundu. Ancak Anayasa Hukuku’ndaki görevleri nedeniyle hata yaptıkları ileri sürülen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun vereceği karara bağlıdır. Duruşma, yine Yüksek Mahkeme sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nin sorumluluğundadır.

Ne olacak şimdi?

Can Atalay’ın avukatları, ihlal kararının uygulanmaması nedeniyle bir kez daha ihlal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Yargıtay bu başvuruyu değerlendirerek Atalay’ın durumuyla ilgili yeni bir karar verecek. Daha önce CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun hak ihlali kararının yerel mahkeme tarafından uygulanmaması üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından ikinci bir ihlal kararı verilmiş ve Berberoğlu bu kararın ardından tahliye edilmişti.

Yargıtay kararına tepkiler

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararın ardından CHP Grubunu olağanüstü kapalı toplantıya çağırdı. Gelişmelerin hafife alınamayacağını, göz ardı edilemeyeceğini belirten Özel, “Bu, anayasayı ihlal suçunun ötesinde, anayasal düzene karşı çıkma girişimidir. Derhal bastırılmalıdır.”


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yargıtay’ın kararına tepki gösterdi. Fotoğraf: Mustafa Çiftçi/Anadolu Ajans/picture Alliance

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, X paylaşımında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararının Anayasa’yı hiçe sayarak Anayasa Mahkemesi’ni adeta ortadan kaldırma çabası olduğunu kaydetti. TBB’nin “Anayasa’yı hiçe sayan ilgili daire üyelerini görevden istifaya davet etme” yaptırımının uygulanması için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu’na başvuracağını belirten Sağkan, “Yönetim Kurulu Türkiye Barolar Birliği’nin görevi, anayasal düzeni hiçe sayan bu keyfi uygulamaya karşı hukukun üstünlüğünü ve vatandaşlarımızın haklarını korumaktır.” “Ne yapacağımızı belirlemek için yarın sabah olağanüstü bir gündemle toplanmaya karar verdik” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Severli de Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığını hatırlatarak, “Bu karar kuvvetler ayrılığını, hukukun üstünlüğünü, bağımsızlığı ve tarafsızlığı bir kez daha bir kenara bırakma girişimidir” dedi. mahkemelerin.”

AKP’den ilk açıklama

AKP Genel Başkanvekili Hayati Yazıcı, “Öyle olaylar var ki, konuşsanız da, analiz etmeseniz de sorun oluyor. Asla yaşanmaması gereken bir olayı yaşıyoruz. Yazıktır, yazıktır. Devleti kurar, sorunları çözer. Asla sorun yaratmazlar. “Üretemezler. Birbirlerine çelme takamazlar” diye paylaştı.

ciftlikkoyajans.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu